Giresun
  Giresun Hakkında
 
Yeni Sayfa 1

 GİRESUN HAKKINDA HERŞEY

  Amazonlardan Bızans'a;Kafkaslardan Anadolu'ya, Selcuklulardan Osmanlıya kadar Dunya tarıhıne egemenlıgını hıssettırmıs olan medenıyetlerın Selcuklulardan Osmanlıya, ızlerını gormek her yerde mumkun degıldır Gerek Selcuklu ve Osmanlı domemınde, gerekse Cumhurıyet donemınde Gıresun, Turk Kultur hayatına onemlı katkılarda bulunmustur. Ancak, ılın cografyasını daglık ve oldukca dık meyıllı olması ulasımı guclestırmıs, ulasım yetersızlıgı kulturel degerlerın ulkenın dıger bolgelerınde yeterınce duyulmasını engellemıstır. Yıne aynı cografı sebepler, yerlesımı "gagınık ev" sıstemıne zorlamıstır. Tarımla ugrasan toplum, elverıslı buldugu arazıyı tarlaya cevırmıs, evını komsusuna gore degıl Tarlasına gore yerlestırmıstır. Bu durum, ınsanların bırbırlerıyle sıkı bır ılıskı kurmalarını engellemıstır. Sonucta; ılceler hatta bırbırıne yakın koylerde yasayan ınsanların sıvelerı oldukca buyuk farklılıklar gostermıstır. Sehırde yasayan ınsanlar, koylerıyle devamlı ılıskı ıcınde bulundugundan, koylerde yasatılan geleneklerın cogu sehırler de tasınmıstır. Yore halkı, tarafından yasatılan orf, adet ve geleneklerın cogu oldukca eskı tarıhlere dayanır.

GÖRÜLMELİ-GEZİLMELİ

Giresun Adası

Karadenizin tek adası olan Giresun adası kıyıdan bir mil açıkta yer almaktadır. 40.000 metrekare alana sahip olan ada, Aksu şenliklerinde ve yaz aylarında özel turlarla ziyaret edilmektedir.

Giresun kalesi

Oldukça zengin bir tarihi kültüre sahip olan Kale şehrin merkezine kurulmuştur. Hem araç hem de yaya yönünden ulaşımı oldukça kolaydır. Kalede Milli Mücadele Kahramanı Topal Osman Ağa'nın anıt mezarı, tarihi saray kalıntıları, mağaralar, kaba taşlarla örülmüş surlar ve taş kabartmalar görülebilecek önemli noktalardır. Dinlenme yerleri park ve bahçelerle düzenlenmiş olan kale müstesna bir seyir mekanıdır.

Seyyid Vakkas Türbesi

Kapu mahallesinde bulunan 19.Y.Y.'dan kalma bir türbedir. Fatih Sultan Mehmet zamanında büyük yararlılıklar gösteren ve bir çatışma sırasında şehit düşen Uç beyi Seyyid Vakkas'a aittir. Kendisi 15.Y.Y.'da yaşamış olmasına rağmen türbesi 19.Y.Y.'da yaptırılmıştır.

Müze (Gogora Kilisesi)

18. Yüzyılda yapılmış olan ve halen müze olarak kullanılan kilise şehrin karayolu kenarında bulunmaktadır. Müzenin içinde antik eserler, taş kabartmalar, eski tarihlerde kullanılan silah, giysi ve para örnekleri sergilenmektedir.

Kufa Kuyusu Suyu:Pontus devrinde ziyaretgah olarak kullanıldığı söylenen kufa kuyusu, kalenin kuzeye bakan cephesinin eteklerinde, yeni açılan yolun kenarındadır.

Fatih Cami: Kaynaklarda bugünkü Fatih Cami'nin 1888 yılında Rasih ve Mehmet Paşalar tarafından yaptırıldığı kaydedilmektedir.

Fahrettin Behram Cami: Bu cami, Mengücek Hükümdarı Fahrettin Behramşah adına oğlu Muzeffirrüddin Mehmet tarafından XII yy. da inşa ettirilmiştir. Cami kubbelidir. Kitabe yeri yoktur.

Kurşunlu Cami: 1587 yılında inşa edilmiştir. 1968 yılında restore edilen cami Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan özel bir eserdir.

Kurşunlu Hamamı ve Çeşmesi: Mutasarrıf Topal Mehmet tarafından 1652 yılında Kurşunlu Cami yanında bir hamam ve bir çeşme yaptırılmıştır.

Meryem Ana: Eski lonca üzerinde,Hırıstiyanlığın bölgemizde yeni yayılmaya başladığı yıllarda yapılmış olan kaya gömütüdür. Meryem Ana, gizli geçitle Kufa Kuyusu'na açıldığı ayrıca tapınağın üç katlı olduğu ve şifahane olarak kullanıldığı söylenir.

Katolik Kilisesi: Yine Çınarlar Mahallesi'nde XVIII asırda yapıldığı sanılan eski bir kilise olup, bugün çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

Kale Cami: Üzerindeki mevcut iki kitabelerden ilk caminin Dizdar Zade Emetullah tarafından 1830 yılında, bugünkü cami ise Sarı Mahmut Zade El Naci Mustafa Efendi tarafından 1329-1330 (Miladi 1913-1914) yıllarında inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Meryemana Manastırı: Manastırın ilk kuruluşu bazı kaynaklar tarafından 481-490 yıllarında konulmaktadır. Osmanlı döneminde manastır epey parlak bir dönem yaşamıştır. Bugünkü kalıntılar 19.yy dan kalmadır. Araştırmacılar ortaçağ manastırının yanarak yok olduğunu ve 19.yy.da yenilendiğini belirtmektedirler

GELENEK VE GÖRENEKLER

Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır.

Her yıl Mart ayının 14' ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar yeni yılınız hayırlı olsun martınızı bozuyorum der o gece evde ısırgan veya paça pişirilir içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızıklı kabul edilir.

Yine Mart'ın 14 ünde gün tutulur. Mart'ın 14'ü, Mart 15'i , Nisan 16'sı, Mayıs v.b. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.

6 Mayıs'ta hıdrellez tutulur. Bu gün Hızır ve İlyas Aleyhissamların bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır.

Yine akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

Mayıs Yedisi (Aksu Şenlikleri)

Her yıl Mayıs ayının 7'sinde (Miladi 20 Mayıs) kutlanır. 1977 yılına kadar "MAYIS YEDİSİ" adıyla sürdürülen törenler bu tarihten sonra "AKSU ŞENLİKLERİ" adını almıştır. Daha sonra 1992 yılı başında alınan yeni bir kararla daha geniş kitlelerle sosyal ve kültürel ilişkilerin sağlanması ve sürdürülmesi amaçlanarak adının "ULUSLARARASI KARADENİZ AKSU FESTİVALİ" olması kabul edilmiştir. Her yıl 20 Mayıs günü Giresun'un doğusunda bulunan Aksu Deresinin deniz ile birleştiği yerde insanlar toplanırlar. Özellikle hastalar, dertliler, çocuğu olmayanlar, dilekleri olanlar Aksu Deresinin kıyısına giderler bir dilek dileyip yedi çift bir tek taşı suya atarlar. Aksu mahallinde yapılan bu törenler üç ana bölümden oluşur.

1-SACAYAKTAN GEÇME GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi kültürüne dayanır. Çocuğu olmayanlar dilekte bulunarak üç kez sacayaktan geçerler. Üç kutsal sayılan bir rakamdır. Sacayak ana rahminin simgesidir.

2-DERE TAŞLAMA GELENEĞİ: İlkbahar , doğanın hayat bulduğu mevsimdir. Doğanın getirdiği yaşama zevkiyle insanlar da bütün kötülüklerden arınmak gereğini duyarlar. Aksu Deresinin denize döküldüğü yerde toplanan insanlar "Derdim Belam Denize" diyerek yedi çift bir tek taş atarlar. Yedi kutsallığı olan bir rakamdır. Tek taş, dileğin yerini bulması için atılan sonuncu taştır.

3-ADANIN ETRAFINI DOLAŞMA GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği Ada'nın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanır. Ada turu Hamza Taşı'nın önünde başlar. Yine Hamza Taşı'nın önünde son bulur. Törenin amacı; soyun sürdürülmesi, belaların denize atılması, döllenmenin bu mevsimde başlaması ve toprağın bereketlenmesi. Her yıl Mayıs ayının 20'sinde yapılan bu festival Uluslararası boyutlara ulaşmıştır. Bu festivalin Halk Oyunları bölümünü organize eden GİFSAD (Giresun Kültür Sanat ve Folklor Derneği) aynı zamanda Giresun yöresi oyunlarının yurt içinde ve yurt dışında tanıtımını da yapmaktadır. Dernekle ilgili bilgi 0-454- 212 6222 no'lu telefondan alınabilir.

FOLKLOR

Karadeniz Bölgesi halk oyunları bazı ince ayrıntı farklılıkları dışında genelde birbirine benzerler. Bölge halkı kıyısında yaşadığı deniz gibi hareketli ve coşkundur.

Giresun oyunları içinde en önemlisi Giresun Karşılaması ve horondur. Horonu erkekler yine bölgenin meşhur çalgısı kemençe veya davul zurna eşliğinde oynarlar. Kadınlar ise def, zurna , ud ve saz eşliğinde oynarlar. Horonun düz horon, sık saray, dik horon ve karşılamanın tüfekli çandır karşılaması, bel kırması, sallama gibi müziğin ritmine göre değişen çeşitleri vardır.

Giresun, Giresun türküleri yönünden de zengin bir ildir. Giresun türkülerinden bazı örnekler; Mican, Tamzara, Karahisar Türküsü, Fingil, Bir Fındığın İçini, Merekte Sarı Saman, Oy Giresun Kayıkları, Aksu Derler Adına, Al Perde Yeşil Perde, Sokakbaşı Meyhane v.s. dir.

GİYİM (PIRTI)

İl Merkezi ve kıyı bölgelerinde çağdaş giysiler giyildiği halde iç kesimlerde geleneksel giysiler yaygındır. Giresun'da peştamal kadın giyiminin değişmez bir parçasıdır. Kadınlarda başa örtülen, bele sarılan peştamalın değişik türü vardır. Kadınlar başlarına "Keşan Peştamal " denilen gösterişli ve ince bir dokumayı bellerine de düz çizgili veya direkli peştamal diye adlandırılan dokumayı sararlar. Kadınlar eskiden canfes (üç etek) de giyerlerdi.

Ev gezmelerinde, düğün ve bayram gibi özel günlerde kadınlar başlarına altın tepelik , boyunlarına beşibiryerde ve kollarına da hasır bilezik takarlardı. Hasır bilezikler günümüzde de büyük ilgi görmektedir.

Eskiden dokunan yün çoraplara günümüzde pek rastlanmamaktadır

Boyalı yaşmak ve çember, peştamal, entari, hırka ve yelek günlük kadın giyimini oluşturmaktadır. Ayaklarına giyilen kara lastik artık kullanılmamaktadır.

Kentte de görülen bu giyimin yanında modern giyim de yaygındır. Erkek giyiminde dağlık kesimlerde "Aba Zıpka" denen paçaları dar, baldırdan yukarısı bol pantolonlar giyilir. Bu giyimde yörenin sert ikliminin etkisi vardır. Erkeklerde aba zıpkanın yanında çerkes kayışı, kama, (belde), gümüş kamalığı , (boyunda) , kabalak (başta) ve çizme giyilmektedir.

Erkekler il merkezinde, kıyı ve kasabalarında ceket ve pantolon giyerler, kasket takarlar.

Günümüzde Giresun halkı modern giyimi kullanmaktadır. Yine köy ve kasabalarda kadınlar ev içinde oyalı yaşmak veya çember, entari, peştamal veya şal olarak, ayaklarına lastik veya kundura giyerler.

 

 

 
 
 
  Bugün 25 ziyaretçi (36 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=